Step 1: THY Akademi için IELTS Sınavına nasıl hazırlandım?

Müstakbel Kaptan tarafından tarihinde yayınlandı

ielts2

Değerli hanımefendiler, beyefendiler ve sevgili çocuklar, -müstakbel- kaptanınız konuşuyor..

Ben THY sürecine başvururken (Henüz DLR2nin yürürlükte olduğu zamanlar) IELTS ya da TOEFL dil belgesi olmayanlar başvuru yapamıyordu ve bizler başvuru öncesinde ilk önce bu belgeleri almak zorundaydık. Ben mühendislik eğitimimi İngilizce dilinde, bir uluslararası üniversitede aldığım için çok endişeli değildim fakat onların ne seviyede İngilizce istediklerini bilmiyordum. Açıkçası kendimin hangi seviyede olduğunu da bilmiyordum. Günlük hayatımda veya eğitim hayatımda İngilizce konusunda bir problem yaşamıyordum fakat bu sınavın tam olarak neyi ölçtüğünü de bilmiyordum. Yani bugün benim Türkçe dil yeteneğimi ölçecek bir sınava da girsem aynı şeyleri hissederdim.

IELTS ya da TOEFL, uluslararası anlamda İngilizce dil seviyemizi ölçen sınavlar. Çok büyük kurumlar, çok komplike bir sınav düzeni, çok kurumsal bir yapı vs. Bunlar bizim gözümüzde sınavı büyütmemiz için çok büyük sebepler. Gel gelelim durum aslında öyle değil. Sınavın çok çetrefilli bir yapısı olmadığını belirtmek isterim. Aslında üniversite hazırlık eğitiminde girdiğimiz İngilizce sınavı. Çok gözümüzde büyütmemize gerek yok.

IELTS/TOEFL konusunda size yardımcı olmak için şunlardan bahsedeceğim; “İngilizce dil seviyemizi nasıl geliştirebiliriz?”, “IELTS sınavını mı TOEFL sınavını mı tercih etmeliyiz? Aralarındaki farklar nelerdir?”, “Yeterli İngilizce seviyesine sahip isek, IELTS/TOEFL sınavlarına nasıl hazırlanmalıyız?”, “Kullanabileceğimiz dökümanlar ve yardımcı kaynaklar nelerdir?”.

Öncelikle ben şunu belirtmek isterim ki, herhangi bir profesyonel dil eğitimi almışlığım da vermişliğim de yok, dil eğitmeni değilim, İngilizce konusunda uzmanlığım yok. IELTS Akademik sınavından THY’nin istediği puanın biraz daha üzerinde bir sınav sonucum var ve ben de bu sınava hazırlanırken nasıl bir yol izlediğimi, sınav tecrübelerimi sizlerle paylaşarak yol gösterici olmasını temenni ediyorum. İhtiyacınız var ise tabii ki profesyonel bir yardım alabilirsiniz.

IELTS sınavını mı TOEFL sınavını mı tercih etmeliyiz? Aralarındaki farklar nelerdir?

Bildiğiniz üzere THY IELTS ve TOEFL sınavlarını kabul ediyor. Hatta yakın zamandaki değişiklik ile IELTS Academic sınavının yanı sıra IELTS General sınavını da kabul ettiğini biliyoruz. Ben tercihimi IELTS sınavından yana kullandım. Benim zamanımda sadece Academic versiyonu kabul edildiği için IELTS Academic sınavına hazırlanmaya başladım. Bu kararı vermemdeki sebepleri sıralayacak olursak,

  1. IELTS daha modern bir sınav
    IELTS daha yeni bir sınav ve modern sınav sistemine daha iyi adapte olduğunu düşünüyorum. Ben TOEFL’ın artık eskidiğini düşünüyorum açıkçası ve alışılmışın dışına çıkmamak için geleneksel yöntemlere sadık kaldığını görüyorum. Tabii ki bu onu kalitesiz ya da geçersiz yapmıyor. Belki yıllar önce bir kaç kişiyi bilgisayarın başına toplayıp merkezi sisteme bağlı bir sınav yapmak çok akıllıcaydı ve yönetilmesi kolay, verimli bir sınav sistemiydi fakat günümüzde işler değişti diye düşünüyorum.
  2. Konfor
    ielts-sinif-ortami

    IELTS paper based sınav salonu

    IELTS çok daha konforlu bir sınav. Speaking için gayet rahat bir odada bir interviewer ile başbaşa konforlu bir ortam sunuluyor. Ayrıca diğer modüller için kaliteli bir otelde kaliteli bir sınav ortamı oluşturuluyor.

  3. Kağıt üzerinde
    IELTS sınavında speaking haricindeki diğer modüller sınıf ortamında(Genellikle otellerin devasa toplantı odaları) kağıt üzerinde gerçekleştiriliyor. TOEFL için ise durum şöyle. Herkes bir bilgisayar laboratuvarında toplanıyor. Siz reading yapmaya çalışırken sizden hızlı ya da daha yavaş ilerlemiş birisi speaking modülünü yapıyor olabiliyor. Bence daha konforsuz bir ortam.
  4. Speaking modülü
    En büyük sebeplerden biri benim içim. TOEFL’da speaking modülü şöyle, size bir konu veriliyor ve kulaklığınıza verilecek olan ‘bip’ sinyalinden sonra o konu hakkında konuşmaya başlamanız isteniyor. Söyledikleriniz mikrofon ile bilgisayar ortamında kayıt altına alınıyor ve belli bir süre dolduğunda sonra eriyor. Sanırım bu şekilde bir kaç speaking konusu veriliyor ve konuşulması isteniyor. IELTS sınavı için ise speaking modülündeki durum daha farklı. Bir examiner ile başbaşa odada sınava giriyorsunuz. Kolay sorulardan (Çalışıyor musun okuyor musun? gibi) başlayıp daha kompleks sorulara doğru ilerleyen yaklaşık 15 dakikalık bir speaking sınavı oluyor. Daha çok mülakat şeklinde ya da karşılıklı konuşma, sohbet şeklinde diyebiliriz. Çoğu zaman aslında prosedür gereği söyledikleriniz ne olursa olsun onaylıyormuş gibi mimikler gösteriyor olsalar da sonuçta ortada bir diyalog var ve karşınızda anlattıklarınızı dinleyen bir insan. Eğer takılırsanız anlattığınız şey ile alakalı küçük bir soru ile size yön vermeyi dahi deniyorlarmış duyduğum kadarıyla. Burada aslında hangisi sizin için için daha uygunsa, hangisinde daha rahat hissediyorsanız onu tercih etmelisiniz tabii. Kimisi karşısında insan olmadığı zaman daha rahat konuşur muhtemelen. Benim için durum tam tersiydi.

Ek olarak ben kale almamış olsam da sizin kale almanızı gerektirebilecek sebepler mevcut. IELTS İngiltere Cambridge Üniversitesi tarafından yönetilirken TOEFL ABD tabanlı bir sınav sistemi. Tabii İngiltere’de IELTS, ABD’de ise TOEFL bir tık daha fazla geçerliliğe sabittir. Gelecekteki planlarınızda yurtdışında eğitim ya da kariyer varsa bunu kale almanız gerekebilir. Ayrıca planlarınızda Türkiye’de dahil olmak üzere yüksek lisans, doktora gibi eğitimler varsa bu eğitimlerin İngilizce önkoşullarını incelemelisiniz. Sizin planladığınız bölümde ya da okulda/kurumda bu sınavlardan biri daha fazla geçerliliğe sahip olabilir.

Toparlayacak olursak, TOEFL ve IELTS sınavları arasında bir seçim yapmak gerektiğinde şunları söyleyebiliriz. IELTS sınavının Speaking modülü yüz yüze bir examiner ile yapılıyor. TOEFL’da ise tüm adaylar ile aynı anda mikrofon ile ‘bip’ sesinden sonra ses kaydı şeklinde yapılıyor. TOEFL bilgisayar üzerinde bir sınav iken, IELTS biraz daha modern karşılıyor adayları ve konforlu otellerin toplantı salonlarında kağıt üzerinde yapıyor sınavı. Benim tavsiyem eğer mikrofona konuşmaktan ziyade insanlarla yüz yüze konuşmak daha rahat hissettiriyorsa IELTS seçilmelidir. Bazı trickler ile Speaking sınavından alınabilecek yüksek skor Overall skorunu da hızla arttıracaktır. Ayrıca yanlış hatırlamıyorsam diğer modüllerin her biri 40 sorudan oluşmakta ve 23 doğru THY’nin istediği 6 puana denk geliyor. Neredeyse yarısını yapmak yeterli olacak. Ben TOEFL’a hiç girmedim IELTS’e 2 defa girdim.

Eğer İngilizce seviyeniz yeterliyse sadece sınav tekniklerine odaklanarak ve IELTS SINAVINA çalışarak kısa sürede hazırlanabilirsiniz. Çok fazla bir şey beklemiyor sizi. Sürecin başında, Online Başvuru yaparken IELTS için hazırlanmaya başlayan biri, muhtemelen, her şey yolunda giderse CRM sürecine ulaştığında IELTS sertifikasını hazır hale getirir.  Eğer mümkünse tecrübeli birinden 8-10 saatlik bir eğitim almanızı tavsiye ederim. Sınav teknikleri hayati önem taşıyor.

İngilizce dil seviyemizi nasıl geliştirebiliriz?

IELTS ya da TOEFL gibi İngilizce sınavlarına hazırlanmaya başlamadan önce İngilizce seviyemizin yeterli olduğundan emin olmalıyız. Yani bu süreç aslında ikiye ayrılıyor bence. Birincisi İngilizce bilgisinin geliştirilmesi ikincisi ile sınava hazırlık. Sınava hazırlık kısmı daha çok sınav taktiklerini, tekniklerini, sorulara bakış açısını, sorulara yaklaşma yöntemlerini geliştirmekle geçerken, diğeri tahmin edeceğiniz üzere var olan İngilizce dil bilgisinin gelişimiyle alakalı ve bu çok hızlı bir şekilde yapılabilir mi emin değilim. Eğer yeterli seviyede bir İngilizce bilginiz var ise (B1 seviyesi yeterli kabul edilebilir) direk sınav hazırlıklarına başlayabilirsiniz. İngilizce seviyesi yeterli olan birisi, 15 günde IELTS sınavına hazırlanıp gayet başarılı olabilir. Fakat işin içerisinde İngilizcemizi geliştirmek de dahil olursa daha fazla vakit ayrılmalıdır.

Sanırım benim bu konudaki en büyük şansım uluslararası bir üniversitede İngilizce dilinde eğitim almış olmam. Arkadaşlarım, hocalarımın Türkçe bilmiyor olması. Üniversiteden mezun olduğumda İngilizce’yi biliyordum. Yeterli seviyede olmadığımı düşünmüyordum ama tabii sınavın bizden nasıl bir seviye beklediğini tahmin etmesi çok da kolay olmuyor. Şahsen harika bir İngilizcem yoktu, günlük hayatımda bazen insanlarla sohbet ederken zorlandığım zamanlar da oluyordu üniversitedeyken.

Dolayısıyla Türkiye’de günlük hayatımda hiç İngilizce kullanmadan kendimi İngilizce konusunda geliştirmeye çalışmadım ve bir çok kişi bunu yapmak zorunda kalıyor. Bu konuda çığır açacak tecrübelerim ya da fikirlerim yok ama bir kaç tavsiye vermek isterim. Vereceğim tavsiyeler sıfırdan İngilizce öğrenmek isteyen arkadaşların işine yaramayacaktır. Çünkü bahsedeceğim yöntemler belli bir birikimi olan insanların gelişimine hitap ediyor. Sıfırdan birini eğitecek tavsiyeler verebilecek düzeyde bir eğitmenliğim yok maalesef. Bu durumdaysanız daha profesyonel yöntemlere başvurmanızı ve ciddi bir eğitim planlaması için bir eğitmenden yardım almanızı tavsiye ederim.

Hayatınıza İngilizce’yi dahil edin. Eminim çok banel gelecektir fakat telefonunuzu İngilizce kullanın, işletim sisteminizi İngilizce yapın. Belki bu şekilde öğreneceğiniz bir şey olmadığını düşünüyorsunuz fakat beyninizin o dil için ilgili loba yeni sinirler üretmeye başlaması için gündelik hayatımıza dahil etmemizin bize kesinlikle yararı olacaktır. İngilizce podcastleri takip edin. YouTube kanallarını da takip edebilirsiniz. Günlük hayatınızda ZATEN yaptığınız bir kaç şeyi İngilizce yapmaya başlayın. Uzun vadede İngilizce dizi, film seyretmek de büyük yarar sağlayacaktır. Önce İngilizce altyazı kullanarak da başlayabilirsiniz. Mutlaka anlayarak ilerleyin. 2 saatlik filmi 3 günde bitiriyor olsanız da bu sıkıcı aktiviteye devam edin ve zamanla hızlanacaksınız. Yahut aşağıda bahsedeceğim VoScreen uygulamasıyla da başlayabilirsiniz buna.

İngilizce eğitimi ve havacılık konusunda tecrübeli bir hocam bana YouTube’da yayın yapan ‘Mentour Pilot’ mahlaslı pilotu tavsiye etmişti. İngilizce kullanımının gayet iyi olduğunu ve havacılık hakkında güzel bilgiler içerdiğini söylemişti. Uzun süre takip ettim kendisini. Tavsiye ederim. Ayrıca Captain Joe’da YouTube’da takip edilmesi gereken klasik havacılık kanallarındandır.

Telefonunuzu kullanın. İngilizce gelişimi ile alakalı aplikasyonlar edinebilirsiniz. Şiddetle tavsiye ettiğim benim çok yararını gördüğüm Busuu uygulamasını kullanarak başlayabilirsiniz. Bu uygulama sayesinde bildiğinizi sandığınız konularda dahi bazen ufak tefek yeni şeyler öğrenebiliyorsunuz. Sizin seviyenizi tespit edip uygun kurdan derslere başlıyor ve bir çok imkan sunuyor. Bu uygalamayı ayrıca bir yazımda inceleyebilirim ileride. Uygunsanız premium özelliğini de satın alabilirsiniz 30 lira gibi bir ücreti vardı sanırım aylık. Ayrıca ‘VoScreen’ isimli uygulama da eğlenceli bir şekilde Listening gelişiminize katkı sağlayabilir. Ben eğlenerek kullanıyordum. Dizi/Film’lerin  sahnelerinin rastgele bir kaç saniyelik kısımlarını görüntüleyip size ne konuşulduğunu soruyor. Zorluk derecesinden kolay seçilirse, gerçekten düşük seviyedeki İngilizce bilgisine de hitap ediyor.

Kelime öğrenin. Her gün belli bir sayıda kelime öğrenmeyi görev haline getirebilirsiniz. Bunu aslında lise zamanımızdan bu yana yapmamız lazımdı bence. Ne kadar erken başlarsak o kadar iyi. Busuu uygulamasının bu konuda güzel imkanları var. Ayrıca sırf kelime öğrenimi için uygulamalarda mevcut. Ek olarak ‘Hafıza Teknikleri İle İngilizce Kelimeler’ isimli sarı renkte kalın bir kitap var. Bunu da tercih edebilirsiniz. İlginç ve etkili bir öğrenme yöntemi barındırıyor.

Speaking gelişiminiz için şiddetle tavsiye ettiğim şey tabii ki konuşmanız 🙂 Eğer imkanınız varsa yabancı arkadaşlar edinin. İmkanınız varsa yurtdışı tatili yapın. Kıbrıs’da bu iş için uygun sayılır. Oraya gidip bir çok yabancı arkadaş edinebilirsiniz ve maddi olarak daha uygun sayılabilir diğer tatil planlarına nazaran. Üniversite öğrencisiyseniz Erasmus ya da Work and Travel gibi bir program harika olurdu.

Eğer imkanınız varsa, Engoo ya da Cambly tarzında bir platform kullanmanızı şiddetle tavsiye ederim. Nedir bunlar? İngilizce konusunda tecrübeli kişilerden birini seçip yarım saatlik bir görüntülü görüşme çin rezervasyon yapıyorsunuz. Görüşmelerinizde isterseniz havadan sudan konuşarak speaking becerilerinizi geliştirin, isterseniz İngilizce’nizi geliştirmek istediğinizi söylerin ve spesifik konularda size dökümanlarla eğitim verip gelişiminizi takip etsin yani size hocalık yapsın ya da isterseniz IELTS sınavına hazırlandığınızı söyleyip IELTS Speaking için birlikte çalışmaya başlayın. Ben bu platformlardan birini hem speaking gelişimi, hem IELTS speaking hazırlığı, hem İngilizce dil bilgisi eğitimi hem de Mülakat hazırlıkları için şiddetle tavsiye ediyorum. Engoo, CAMBLY’e göre biraz daha uygun fiyata sahip. Cambly’de DLR2 (Eskiden THY tarafından uygulanan CRM benzeri mülakat) konusunda deneyimli hocalar da mevcut. Sizi baştan sonra CRM mülakatına hazırlayabilirler.

Eğer imkanınız, vaktiniz ve ihtiyacınız varsa tabii ki profesyonel bir kurumdan İngilizce eğitimi almanız da yararınıza olacaktır. Fakat bazılarının tamamen ticari planlar doğrultusunda öğrencileri sömürebildiklerini unutmayın lütfen. Doğru ve güvenilir okulu seçtiğinizden emin olun. Size olduğunuzdan daha kötü seviyede olduğunuza inandırabilirler 🙂

Yeterli İngilizce seviyesine sahip isek, IELTS/TOEFL sınavlarına nasıl hazırlanmalıyız?

Tamamsınız. İngilizce’den yana sıkıntı yok fakat IELTS sınavının ne olduğunu, neyle karşılaşacağınızı bilmiyorsunuz henüz. O zaman size önce sınav modülleri hakkındaki izlenimlerimi sunup, kullandığım teknikleri izah ederek çalışmalarınıza katkı sağlamaya çalışayım.

Yazının direk bu kısmını inceleyen arkadaşımız için söylüyorum, IELTS sınavına hazırlanmadan önce İngilizce seviyemizin yeterli düzeyde olduğundan emin olmalıyız. Gerekirse önce İngilizce bilgimizi geliştirmeliyiz. Sınava hazırlık demek, sınavın içeriğini öğrenmek, sınav tekniklerini öğrenmektir.

TOEFL sınavını hiç tecrübe etmediğim için bahsetmeyeceğim fakat genel yapı olarak IELTS benzeri olduğunu biliyoruz. Yine de TOEFL sınavına hazırlık, özellikle soru tarzları ve teknikleri açısından büyük karakteristik farklılıklara sahip.

Herşeyden önce şunu söylemeliyim ki size tavsiyem kesinlikle tecrübeli bir eğitmenden 8-12 saatlik bir eğitim almanız. Eğer İngilizce seviyeniz yeterliyse size sadece sınav teknikleri ve çok sık düşülen hataları anlatacaktır. Ne kadar iyi İngilizce bildiği, ne kadar büyük bir İngilizce geçmişi olduğu önemli değil. IELTS konusunda tecrübeli olması çok önemli. Çünkü siz ondan IELTS’i öğrenmek istiyorsunuz, İngilizce’yi değil. Her bir modül için 3 saat kadar ders almıştım ve çok büyük yararını gördüm. Dikkat edilmesi gerekenler başlıklı derslerimiz özellikle çok verimli geçiyordu. Sırf bu dersler sayesinde inanılmaz vakit kazandığımı ve direkt olarak bir kaç soruyu kurtardığımı biliyorum. Bu bilgilerin tümünü burada sizinle paylaşmam ya da ders notlarımı paylaşmam asla etik olmaz. Hatta biraz zorlasak suç bile sayılabilir 🙂 Ben o kişinin yıllarca edindiği tecrübeyi bir kaç saatte para ile satın aldım. O da bu tecrübeleri bir araya getirip bana en kısa sürede aktarabileceği forma dönüştürmek için emek ve vakit harcadı. Ortada hem tecrübe var hemde bir hizmet 🙂 İnternet ortamında bulabileceğiniz, en çok yararını gördüğüm bir kaç tekniği ve genel izlenimlerimi sizinle paylaşacağım.

Genel anlamda IELTS sınavına hazırlık sürecinde ihtiyacımız olacak en önemli kaynak örnek IELTS sınav soruları olacaktır. IELTS sınav sisteminin sahibi olan Cambridge Üniversitesi’nin IELTS örnek sınavları (Sample Tests) dökümanlarını sizlerle paylaşacağım. IELTS sınav hazırlığımın üzerinden uzun zaman geçti ve bu dökümanları nereden elde ettiğimi hatırlayamıyorum, bildiğim kadarıyla bu dökümanların paylaşımı herhangi bir yasağa dahil değil fakat eğer böyle bir durum söz konusu olduğunu öğrenir/fark edersem paylaşımı durdurmak zorunda kalacağım. Bu şekilde yasal olmayan bir durum olduğunu fark ederseniz, siz de lütfen hemen benimle irtibata geçerek beni uyarın. Listening modülü için örnek ses kayıtları ve sınavlarının da bulunduğu tüm modülleri içeren (Speaking, Writing, Reading, Listening) Cambridge IELTS Sample Test’leri indirmek için buraya tıklayabilirsiniz. Bu sınavlar kolay olarak başlayıp zora doğru ilerliyor fakat son bir kaç sınav örneği gerçekten çok komplike ve zor bir hale dönüşüyor, o kısma geldiğinizde siz de fark edeceksiniz. Bu kısım artık gerçek sınava örnek olmaktan çıkıyor ve üst seviye, insane bir yapıya bürünüyor. Gerçek IELTS sınavımızda böyle zorlukta bir şey ile karşılaşmayacağız, kendinizi o testleri başarmak zorundaymış gibi düşünmeyin. Bu kaynağı kullanırken bir diğer tavsiyem ise, gerçek sınavı simüle etmenizdir. Özellikle reading bölümü ve writing bölümü için kendinizi gerçek bir sınavdaymış hissiyatına sokmanızı ve süre takibi yapmanızı şiddetle tavsiye ediyorum. Dilerseniz buraya tıklayarak listening ve reading modülleri için boş cevap kağıtlarını da (Answer Sheet) indirip kullanmayı deneyerek, kendinizi alıştırabilirsiniz.

Tahmin edeceğiniz üzere IELTS sınavı Speaking, Reading, Listening ve Writing modülünden oluşuyor. İnternette çok kolay bulabileceğiniz soru sayısı, skorlama vs gibi bilgilerle yazıyı daha uzun hale getirmek istemiyorum. Her bir modülden ayrı ayrı bahsederek başlamak istiyorum bu bölüme.

Speaking

IELTS sınavının speaking modülü için ayrı bir tarih-saat, diğer üç modül için ayrı bir tarih-saat verilecektir. Speaking dışındaki sınav kağıt üzerinde, sınav ortamında, ard arda yapılacaktır.

IELTS-Speaking

IELTS Speaking sınav ortamı

Speaking modülü için ilgili işlemler yapılıp, sizi sınava hazır hale getiriyorlar ve fotoğrafınız çekilip examiner’ınıza teslim ediliyorsunuz. Examiner’ınız ile birlikte dışarıdan izole 3-5 metrekarelik bir mülakat odasına giriyorsunuz. Masanın bir tarafında o bir tarafında siz, speaking sınavına başlıyorsunuz.

Speaking sınavı 3 bölümden oluşuyor. Toplamda 11-14 dakika sürüyor. Birinci bölümde genel sorular soruluyor. Genelde ilk soru ‘What do you do? Do you work or do you study?’ oluyor. Bu ve bunun gibi sorulma ihtimali yüksek basic sorulara güzel cevaplar hazırlayıp ezberleyin derim. have been getting prepared, used to, have just graduated gibi kalıpları yerleştirin bir iki cümlenin içine. Sınav başladığında bol içerikli gözüken bu cümleleri karşı tarafa iletmeniz, ‘Ben 6nın üzerinde skor istiyorum, ona göre’ mesajını da examinera iletebilmenize sebep olur diye düşünüyorum. Yani bir diğer deyişle kapıyı 6,5 skor ile açın. Sonra ilerleyen vakitte +-1 puan oynasın. Birinci bölüm 4-5 dakika kadar sürer.

2. bölümde size bir konu yazılı olarak veriliyor ve düşünmeniz için bir süre verilirken, isterseniz not almanız için de bir kağıt ve kalem veriliyor. Sonrasında 2 dakika konuşmanız isteniyor. Bu modül bir çoğumuzun diğer İngilizce Speaking sınavlarından hatırladığı modüldür zaten. Not alacağınız kağıda ne yazmalısınız? Bunun kesin bir cevabı yok. Kendi verimli yönteminizi bulmalısınız. Sadece internette veya diğer kaynaklarda size nasıl notlar almanızı anlatan kaynaklara çok takılmayın bence. Sizin için daha verimli olacağına inandığınız bir not alma yöntemi varsa aklınızda muhakkak deneyin, işe yarama ihtimali yüksek. Ben şahsen cümlelerin arasında kullanabileceğim, cümlelerimi süsleyebileceğim ‘Furthermore, In the nutshell, taking everything into consideration’ gibi kalıpları hatırlayabileceğim notlar alıyordum. Yahut çok kaba bir taslak hazırlıyordum anlatım sırasını anlayabileceğim.

Devamında 2. bölümdeki konu hakkında daha spesifik ve sizin yorumunuza dayalı sorular soruluyor ve sohbet havasında devam ediyor.

Örnek Speaking soruları için paylaşacağım dökümanları inceleyebilirsiniz. Özellikle speaking modülünün 1. kısmı için var olan soru örnekleri işinizi oldukça kolaylaştıracaktır. Hatta başka sorabilecekleri herhangi bir soru olmadığını söyleyebilirim. Speaking part 1 kısmında size sorabilecekleri tüm soruların listesi budur, buraya tıklayarak indirip inceleyebilirsiniz. Benim tavsiyem her soruya en azından bir kez cevap vererek kafanızda cevabın şekillenmesini sağlamanız. Sınavda soruyu mutlaka hatırlayacak ve evde uzun uzun düşünmekle harcadığınız süreyi sınavda harcamadan daha emin bir şekilde cevap vermeye başlayabileceksiniz. Ayrıca bir kaç tane 2. ve 3. bölüm için de örnek soru ekledim fakat bu bölümlere hazırlanmak için yeterli olmayacaktır. Bunun için Cambridge Üniversitesi’nin IELTS Sample Test’lerini kullanabilirsiniz. Her bir sınav haliyle bir örnek soru içeriyor olacaktır. Tüm dökümanların linklerine bu yazının en sonundan ulaşabilirsiniz.

Genel olarak speaking modülü için şunu tavsiye ediyorum. 2 kez speaking tecrübem oldu birinde akademik kurallara uygun, doğru kalıplarla, doğru sırayla fikirlerimi anlatmaya çalışırken ikincisinde sadece konuştum. İkincisinde diğerine göre çok daha yükske bir skor elde ettim. Duyduğum kadarıyla IELTS General ve Academic sınav tiplerinin her ikisi için de aynı speaking sınavı uygulanıyormuş. Bu demek oluyor ki bizden akademik konuşmamız beklenmiyor. Dolayısıyla bol bol konuşmak gerekiyor bence. Ben çok konuştum, günlük hayatımda kendimi ifade ediyormuşum gibi bol bol konuşmuştum ve boşluk vermemiştim. Öyle fazla konuşuyordum ki, son soruda sınavı bitirmek için examiner gülmeye başlayarak “sınav sona erdi”, “sınavın sonu burası, teşekkür ederiz” diye uyarıyı tekrar ederek beni susturmaya çalışmıştı. İlk tecrübeme kıyasla grammer hatalarıma çok dikkat etmemiştim. Tabii examinerların kendileri speaking skorlandırmasını yaptığını da hatırlarsak, benim konuşma tarzımın yanı sıra examiner’ın hissiyat ve düşünelerinin de etken olduğunu unutmamalıyız.

Speaking sınavında nasıl bir ortamla karşılaşacağınızı merak ediyor iseniz, YouTube’da bolca örnek speaking sınavı mevcut, bunları inceleyebilirsiniz. Hatta Speaking IELTS Score 7 yazarak arattığınızda, 9 üzerinden 7 skor ile sonuçlanmış örnek speaking sınavlarını bulabilirsiniz.

Son olarak speaking için şunu söylemek istiyorum (Writing için de geçerli), bu bir işe alım mülakatı değil. Karşınızdaki insan sizin fikirlerinizi umursamıyor. Ne söylediğinizin hiç bir önemi yok. Önemli olan bunu nasıl ifade ettiğiniz ve kullandığınız İngilizce becerileriniz. Örneğin bir kadın examiner ile sınav esnasında kadın hakları hakkında konuşmanız gerekiyorsa, onun duymak isteyeceğini düşündüğünüz şeyleri söylemeye çalışmamalısınız bence. En kolay anlatabileceğimizi seçmeliyiz diye düşünüyorum.

Reading

Reading bölümünde en önemli konu ‘zaman yönetimi’ kesinlikle. Eğer yeterince zamanımız olsa eminimki neredeyse tüm soruların yanıtını bulabiliriz. Fakat işin içerisinde kısıtlandırılmış zaman etmeni girdiğinde işler değişiyor. Bu noktada daha iyi bir skor için her bir soru cinsine ait doğru teknik ile soruya yaklaşmalı ve bol pratik yaparak kendimizi hızlandırmalıyız.

Benim kullandığım yöntem skim reading yöntemi idi. Benim öğrendiğim kadarıyla bu şu demek, her akademik makalenin ilk paragrafı, tüm makalenin içeriği hakkında bilgi verir ve her bir paragrafın ilk cümlesi, o paragrafın içeriği hakkında bilgi verir.

Reading bölümünde 3 ayrı akademik makale bulunur. Her biri, bilimsel yayınlardan, firma kataloglarındaki makalelerden, gazetelerden veya kitaplardan alınmış yazı veya yazı bölümleridir. Birinci bölüm 6 ile 8 arası kısa parçadan oluşan, olaylara dayanan sorulardır. İkinci bölüm iki kısa parçadan oluşmaktadır. Sorular iş başvurularında veya iş yerlerinde geçen konulardan oluşmaktadır. Üçüncü bölüm ise çok daha uzun, günlük yaşamda karşılaştığımız bir konuyu içermektedir.

Toplamda 40 soru için 60 dakika süre verilir. Her bir soru 1 puandır. Her bir yazı için ayrı sorular sorulur ve soru tiplerini şöyle sıralayabiliriz. Cümle tamamlama, başlık listeleme, sıraya koyma, flow-chart veya diagram inceleme, boşluk doldurma, Yes-No veya True-False-Not Given, paragraf isimlendirme.

Her bir makaleye 20 dakika süre ayırırsak, makalenin paragraflarının ilk ve son cümlelerini hızlıca tarayarak okuyup, skim reading uygulayabiliriz. Bu şekilde tüm paragrafların ana fikrini ve makalenin içeriğini nispeten tespit etmiş oluruz. İlk cümle paragrafın neyden bahsedeceğini bize söylerken, son cümle genel anlamda paragrafın özeti olacaktır. Ardından soruları okumaya başlarız.

Şıklı sorularda tüm şıkları okuyup, parçaya dönmeden, saçma olduğunu düşündüğümüz şıkları elemeliyiz. Kalan şıklar içerisinden keyword’leri alıp text içerisinde doğru bölüm’de o keywordu aramalıyız. Doğru bölümü daha öne skim reading yöntemi ile edindiğimiz bilgiler doğrultusunda tahmin edebiliriz. Eğer cevabı bulamaz isek ve daha fazla vakit ayırmak istemiyorsak tahmin etmemiz gerekir. Asla boş bırakmamalıyız.

Makaleyi okurken kapılıp çok vakit kaybetmemeliyiz. Unutmayın ki biz soruları cevaplamak istiyoruz. Makaleyi okuyup anlamak ilk hedefimiz değil. Bilmediğimiz kelimelere takılmaya gerek yok. Keyword ararken SCAN READING tekniğini kullanarak hızlıca keyword arayışına girmeliyiz. Örneğin Tren’in kalkış saatini bulmak istiyorsak, Train, timetable, schedule gibi kelimelere scan yapmalıyız.

Başlıklandırma soru tipinde ise, önce başlıkların tamamını okuyup, parçaya dönüm her paragrafın ilk ve son cümlesini okumak yeterli olacaktır.

Anafikir, yan cümlede olmaz: Paragrafların ilk cümleleri o paragrafın ana fikrini verir dedik. Bazen paragraflar yan cümle ile başlarlar ve bu kısmın kafamızı karıştırmasına izin vermemeliyiz. When, If, Although, I think gibi başlayan cümlelerin virgül ile ana cümleden ayrılırlar. Biz ana fikri virgülden sonra bulacağız. Virgüle kadarki kısma ‘Yan Cümle’, virgülden sonraki kısma ‘Main Idea’ olarak isimlendirsek, şunu söyleyebiliriz; yan cümle bilgi içermez ve okumaya gerek yoktur. Yan cümlenin sonunda ‘that’ kullanıldıysa direkt olarak ‘that’den sonrası okunmalıdır. Maın Idea bölümü bilgi içermelidir.

Örneğin “When someone can smoke 30 pieces in a day, most of people do not prefer to smoke in their home because of their children’s health.” cümlesini inceleyelim. İlk virgüle kadar ki kısım bazı insanların günde 30 adet gibi yüksek miktarda sigara içebileceğinden bahsederken, sonrası bir çok insanın, çocuklarının sağlığını düşündüğü için evin içerisinde sigara içemediklerini söylüyor. Bizim için ‘Main Idea’ virgülden sonra çocuklarının sağlığını önemseyen insanlardır ve paragraf bu konuda bahsedecektir.

Aynı şekilde zıtlık bağlaçlarını erkenden tespit etmek bize zaman kazandırır. ‘But, yet, however, nevertheless, nontheless’ gibi zıtlık bağlaçlarıyla başlıyorsa cümle yan cümledir ve main idea kısmında zamamen zıttı bir durumdan bahsedilece, yan cümledeki fikir çürütülecektir. Her sınavda en az bir kez bu zıtlık bağlaçlarıyla şaşırtma tekniği uygulandığını duymuştum. Benim sınavlarımda da denk geldi. Makaleyi skim reading ile okumaya başlamadan önce hızlıca her paragrafın ilk cümlesinde yan cümlesi olup olmadığı hızlıca tespit edilirse yararımıza olacaktır.

Paragrafın ana fikri hiç bir zaman iki virgül arasında ya da iki tire (-) arasında belirtilmez. Paragrafın ilk cümlesi içerisinde böyle bir bölüm var ise, üzerini çizin, kesinlikle kullanışsız bilgi içermektedir.

Toparlarsak, bağlaç var mı? zıtlık bağlacı var mı? iki virgül arasında bilgi var mı? iki tire arasında bilgi var mı? diye hızlıca her paragrafın ilk cümlesini kontrol edip gereksiz bilgilerin üzerini çizerek skim readinge başlayabiliriz.

Boşluk doldurma sorularında, text’e geçmeden önce şıklar arasında her boşluk için anlam ve grammer’e göre mantıklı olabilecek seçenekleri belirleyip, kenarına not almakta fayda var. Sonrasında her bir boşluk için ayrı ayrı text’e dönüp seçtiğimiz mantıklı seçeneklerden birini seçip ilerlemeliyiz. Boş bırakmak çok mantıklı olmayacaktır çünkü zaman problemi yaşama ihtimalimiz yüksek bu modülde ve geri dönmeye vaktimiz kalmayacaktır muhtemelen. Ayrıca cevabı cevap kağıdına da yazmakta fayda var buna vaktimizin kalıp kalmayacağını bilmiyoruz riske atmaya gerek yok. Ek olarak eklemeliyim ki tüm reading sınavı boyunca zorlanacağınızı düşündüğünüz soruları en baştan vakit harcamadan boş bırakıp işaretleyip sonradan dönmek mantıklı olacaktır. Bazı tarzdaki sorularda gerçekten çok vakit kaybetmek olası maalesef.

Olumlu/Olumsuz durumları yakalamalıyız. Özellikle başlık bulma sorularında, olumsuz bir yargının başlığını ararken olumlu durumlardan bahseden paragrafları esgeçmeliyiz. Bu noktada sıfatlar belirleyici olacaktır. Ayrıca zarflar ve miktar bilgileri de olumlu veya olumsuz durumu belirler.

True-False-Not Given sorularında iki cümle arasında sadece 1 kelime farklıysa, FALSE. 1’den fazla kelime farklıysa NOT GIVEN demeliyiz. Herhangi bir fark yoksa zaten cevap TRUE olmalıdır. Eğer çok fazla zaman kaybediyor, benzer cümleyi bulamıyorsak yine NOT GIVEN demeliyiz. True-False sorularında yorum olmamalıdır diye biliyorum. Fakat Yes-No sorularında yorum yapmamız gerekir.

Reading modülü için daha söyleyeceklerim var olsa da, yazıyı daha fazla uzatmamak için burada kesmek istiyorum. İleride belki her bir modül için daha detaylı bilgilendirme yazısı yazabilirim.

Listening

Listening sınavı, reading ve writing modülünden önce, sınav ortamında ortak bir hoparlör ile herkes için aynı anda başlatılıyor ve gerçekleştiriliyor. listening’de hiç bir bölüm tekrar etmeyecek veya iki kez dinletilmeyecek. Her birini sadece bir kez dinliyoruz. Bu durumda henüz bölüm başlamadan bizim o bölüme bir ön-hazırlık yapmamız yararımıza olacaktır. Birazdan bahsedeceğiz. Listening sınavında muhtemelen şehirden şehire, sınav salonundan sınav salonuna hoparlörlerin kalitesi değişiklik gösterebileceği için ses kalitesinde de değişiklik görülebilir fakat listening sınavı başlamadan önce muhakkak herkesin düzgün bir şekilde duyabildiğinin onayı alınıyor.

Örnek listening parçasını dinleyebilmeniz için aşağıdaki oynatıcıyı kullanabilirsiniz.

Listening modülü 4 bölümden oluşuyor ve bu 4 bölümün içeriği şu şekilde oluyor:

  1. Bölüm: İki kişi arasındaki günlük konuşmalar (Diyalog)
  2. Bölüm: Günlük sosyal hayatta duyulan bir monolog.
  3. Bölüm: 4 kişiye kadar eğitim konulu bir konuşma.
  4. Bölüm: Akademik bir monolog.

Bence bu modülün en önemli kısımlarından biri şu ki, sınav başlamadan önce kitapçıklar dağıtılıyor ve ses kaydı başlatılıyor. Ses kaydının başlamasıyla bu modül ile alakalı yaklaşık 2 dakikalık bir bilgilendirilme yapılıyor. Bu 2 dakikalık bilgilendirme bizim evde çalıştığımız listening örneklerinden farklı bir bilgi içermiyor ve dinlememize GEREK YOK. Biz bu süreyi sınav hakkında bilgilenmek yerine, sorulara gözatarak daha verimli geçirebiliriz ve bu verimliliği yeterince arttırabilirsek çok iyi seviyede bir yarar sağlayacaktır.

Listening modülünde de, reading’de olduğu gibi, farklı soru tipleri mevcut. Bu noktada herkes listening çalışmalarını yaparken kendini de keşfetmeli. Ben özellikle şıklı ve uzun sorularda zorlanıyordum. Çünkü soruyu ve şıkları anlamak çok vakit ve odaklanma gerektirdiğinden, dinlemeyi zorlaştırıyordu. Bahsettiğimiz iki dakikalık süre içerisinde de tüm listening modülündeki bu tarz uzun cümlelerden oluşan şıklı sorulara hemen ön çalışma yapıp (Genelde zaten bu tarzda 2-3 soru oluyor) vaktim kalırsa en başa dönerek ilk sorulara göz gezdiriyordum. Ayrıca listening içerisindeki bölümler arasında da bilgilendirme mesajları verilebiliyor. Bunlar bir standarta bağlı veriliyor ve listening çalışmalarınıza başladığınızda, eğer ki Cambridge örneklerinden çalışıyorsanız, bu standart bilgilendirmelere daha hakim olacaksınız ve tamamen aynı şekilde sınavda karşınıza çıkacaklar. Tüm bu bilgilendirmelerin yapıldığı zamanları biz sorular için ön çalışmaya ayırabiliriz. Ayrıca şunu da belirtmeliyim ki, her zaman sırayla gidiyor listening modülü. Yani siz daha önceki bir sorunun cevabını vermez. Bu durumda, bir bölüm için son soruyu zaten cevapladıysanız ya da son boşluk doldurma kısmının cevabını duydunuz ve doldurduysanız sizin için o bölüm bitmiştir ve dinlemeye devam etmek zorunda değilsiniz. Çünkü artık dinlediğiniz şey sizin için herhangi bir bilgi içermiyor olacka. Bu durumda dinlemeyi bırakıp hemen sıradaki sorulara ön hazırlık yapmaya başlayabiliriz. Bilgi içermediğinden emin olduğumuz kısım ne kadar uzun sürerse bizim için o kadar iyi öyle değil mi?

Peki nedir bu ön hazırlık dediğimiz şey. Simültane olarak bir yandan dinleyip bir yandan soruyu anlamaya çalışmak ve cevabı bulmaya çalışmak kimi aman zor olabiliyor. Bu yüzden henüz o soruyla alakalı dinleme kısmına başlamadan soruya göz gezdirip, sorunun ne hakkında olduğu, bizden neyin cevabını istediği, muhtemel cevapların neler olabileceği, duymamız gereken keywordlerin neler olduğun hakkında düşünmemiz ve hatta gerektiğinde çok küçük notlar almamız (özellikle incelediğimiz soru hemen birazdan dinleyeceğimiz soru değilse, daha ileri sıradaki bir soru ise) muhakkak ki işimizi çok kolaylaştıracaktır ki hatta listening sınavının başarı anahtarı bence budur.

Örneklendirelim, birazdan listening kısmının 1. bölümü başlayacak. Genel listening sınavı hakkında bilgiler verilmeye başlandı. Ben kitapçığı açmamıza müsaade edildiği andan itibaren hemen, birinci bölümün birinci sorusuna bir ön-çalışma yaparak (ki bu muhtemelen çok basit bir soru olacaktır), tüm sayfalara göz gezdirmeye başlarım. Aradığım şey, benim zorlandığım tarzdaki soru tipleri. Benim için bu tarz uzun ve bol kelime içeren sorulardır. Hızlıca bunları bulur ve işaretlerim. İşaretlediklerimden ilk sırada olanına bir ön-çalışma yapmaya başlarım ve küçük notlar alırım. Çünkü dinleyerek buralara gelene kadar başka sorularla uğraşacağım ve hızlıca tekrar bu soruya hakim olmamı kolaylaştıracak küçük notlar işime yarayacaktır. Bu sırada listening modülü ile alakalı genel bilgiler söylenmeye devam ediyor. Bu genel bilgilerin kalıplarını evde çalışırken defalarca dinlediğim için biliyorum. Belirlediğim bir kaç kritik kelime var. Örneğin, “This is the beginning of IELTS listening exam.” veya “You will not hear this part again” veya “Part One! Question 1!” gibi. Bunları duymaya da kendimi şartladım çünkü bunlar benim referanslarım. Bunları duyduğumda ne kadar sürem kaldığını kafamda canlandırabiliyorum yahut süremin bittiğini anlayabiliyorum ve hemen 1. bölümün 1. sorusuna dönüp sınava başlayacağım. Dönelim zor tarz kabul ettiğimiz soruların keşfine. İlk işaretlediğim sorumun ön incelemesini bitirdim ve önemsemediğim bilgilendirme kısmı devam ediyor. Vaktim de var. O zaman ikinci işaretlediğim soruya atlıyorum ve çalışmamı yapıp, kafamda oturtup, gerekirse küçük notlarımı alıyorum. Hala vaktim varsa diğerine geçiyorum ve eğer işaretli sorularımı bitirmeme rağmen hala sürem varsa ilk bölümün ilk kısmına dönüp birazdan dinleyerek cevaplamam gerekecek olan sorulara ön-çalışma yapmaya başlıyorum. Benim için sınav başlayana kadar bunu devam ettiriyorum. Yok hayır işaretli sorularımı bitiremeden sürem doldu ve en başa dönüp dinleyerek cevaplamam gerektiyse sorumu cevaplıyorum ve boşluk bulursam önce hemen birazdan karşılaşacağım soruya hazırlık yapıyorum ondan sonra işaretli sorularımın ön-hazırlığını bitirmek için arka sayfalara geçiyorum. Yani demek istediğim şu ki her zaman önceliğimiz önümüzdeki ilk soruya hazırlık yapmak. Bu sayede birazdan dinelemeye başlayacağımız ve cevaplayacağımız soru hakkında önceden bilgi sahibi olarak işimizi kolaylaştırıyoruz. Aksi daha zor olabilir çünkü. Bazı soruların ön-hazırlığı çok vaktimizi almayacak. Belki 3-5 saniye yeterli olacak, çünkü daha önce de bol practice yaptığımız için bu soru tarzını biliyor ve basit buluyor olacağız. Bu durumda hazırlık yapacak vaktimiz varsa, bir sonraki soruya ön-hazırlık yapmaya başlayacağız. Ardından hala vaktimiz varsa bir sonraki soruya geçeceğiz hatta gerekirse bir sonraki bölüme geçeceğiz. Yani sınav boyunca ilgilenmediğimiz bilgilendirme kısımlarında biz karşılaşacağımız sorulara ön-hazırlık yapacağız. Asla şunu yapmamalıyız, “Birazdan bu soru okunacak şuna hazırlık yapayım. Evet tamam hazırım, anladım! Şimdi soruyu bekleyeyim.” Hayır soruyu beklemek yok. Bir sonrakine hazırlık yap ve bir sonrakine. Tekrar boşluk bulduğunda hazırlıklarına kaldığın sorudan devam et. Hoparlörden ilgili anahtar kelimeyi duyduğunda dinlemeye başlamak için hemen geri dön ve dinleyerek gerekli soruya cevap ver.

Dediğim gibi, listening bölümünün anahtarının bu olduğunu düşünüyorum. Eğer ön-hazırlık yapabildiğimiz bir soruyu dinlemeye başlarsak cevaplama oranımızın %90larda olduğunu düşünüyorum. Tabii bu noktada zaman yönetimi de önemli. Uzun uzun hazırlık yapmak sonraki sorulara hazırlıksız yakalanma ihtimalimizi arttırıyor. Biz her zaman hoparlörden okunan soruya göre bir kaç soru önde olmaya çalışalım.

Bir diğer husus ise, asla bir soruya takılı kalmamak. Eğer bir paragrafın boşluk doldurmasını cevaplayacaksak örneğin, ve ön-hazırlığımızı da yaptıysak, cevabını beklediğimiz boşluk belki söylendi ancak biz farketmedik fakat sonraki boşlukların da ne hakkında olduğunu bildiğimiz için, olmamız gereken boşluğun anahtar kelimesini duyduğumuzda, durumu kolayca farkedip hemen sıçrayabiliriz. Unutmamamız gerekir ki o boşlukta çok vakit kaybettiysek hala odaklanıp ona cevap beklememeliyiz. O boşluğun/sorunun cevabını kaçırmış ve hatta şu anda ondan sonrakilerin cevabını da kaçırıyor olabiliriz. Bu tüm soruyu cevaplayamamamıza sebep olabilir.

Diğer yandan bilmemiz gerekir ki, IELTS sistemi ‘-s’ çoğul takısına veya benzer takılara önem veriyor. Cevabı ‘tickets’ olması gereken soru için cevap kağıdına biz ‘ticket’ yazarsak, IELTS bunu kabul etmiyor ve yanlış olarak sonuçlandırıyor. Bu kısım çok önemli çünkü hata yapmaya çok müsait. Her cevabmınızın tekil mi çoğul mu olduğuna dikkat etmeliyiz.

IELTS çalışırken öğrendiğim bir başka bilgiyi de paylaşayım sizinle. Büyük ihtimalle bir soru bu şekilde çıkacaktır karşınıza. İlk sorular genellikle iki kişi arasındaki telefon konuşmasından oluşuyor. Bir taraf müşteri diğer taraf hizmet veren bir kurumun müşteri temsilcisi olabilir yahut bir başka ikili görüşme olabilir. Bununla alakalı dinleyerek formu doldurmamız istenebiliyor bizden. Özellikle adres bilgileri veya soyisim bilgisi alınırken bir taraf anlayamadığını ve kodlamasını istiyor. Yahut kelimenin baş harfini anlamadığını söyleyip tekrar soruyor. ‘Anita’ soyismi için, kişinin kendisi bu soruya ” ‘A’ for apple” diyerek cevap verebiliyor. Yani bizdeki Adana’nın A’sı söylemi, onlarda A for Apple olarak kullanılıyor. Kimi zaman “Apple ne alaka şimdi?” dedirterek bizim konstantrasyonumuzu bozabiliyor bu durum.

Ek olarak Listening modülü için bir diğer tavsiyem, dikte çalışmaktır. YouTube’da veya internette dikte çalışabileceğimiz bir çok kaynak mevcut. Amacımız herhang bir makaleyi, hikayeyi doğru telaffuz ile okuyan birini dinleyerek yazmak. ‘Dictation practices’ olarak aratabiliriz. Eğer tercih edersek dilediğimiz bir sesli kitabı dinleyerek bilgisayar başında yazabiliriz. Bu noktada önemli olan, takıldığımız, zorlandığımız yerde dinlemeyi durdurmamak. Hemen kaldığımız yerden yakalmaaya çalışacağız ve kaç kelime kaçırdıysak en son kontrolleirmizi yaparak gelişimimizi takip edeceğiz. Yazmak için dinleyeceğimiz parçanın hızını ayarlayabiliyor olmamız ilk etapta işimizi kolaylaştıracaktır. Bildiğimiz üzere YouTube’un bu fonksiyonu mevcut ayrıca bir çok sesli kitap platformunda da bu ayarlamayı yapabiliyoruz.

Writing

Writing konusunda gelirsek eğer, ben edebiyat yetenekleri çok iyi olmayan biri olarak, bu işin en kolay yönteminin ‘TEMPLATE’ kullanmak ve stratejik bir hazırlık yapmak olduğunu düşünüyorum.

Writing modülü 2 bölümden oluşuyor ve toplamda 60 dakika sürüyor. İlk bölümde 150 kelimelik bir essay yazmamız istenirken, ikinci bölümde 250 kelimelik bir essay bizi bekliyor. İkinci bölümün puan ağırlığı ilk bölümün iki katıdır. Yani kabaca ikinci bölüm 6 puan üzerinden değerlendirilirken ilk bölüm 3 puan üzerinden değerlendirilir. 

Herşeyden önce şunu unutmamamız gerekiyor ki, speaking modülünde de olduğu gibi, görmek istedikleri şey bizim çok mantıklı fikirlerimiz değil. Yahut fikirlerimizin ne kadar mantıklı olduğu kimsenin umrunda değil. Nasıl savunduğumuz daha doğrusu savunurken kurduğumuz yapı onların ilgilendiri kısım. Dolayısıyla kendimizi en iyi ifade edebileceğimiz, yahut daha çok laf kalabalığı yapabileceğimiz malzemesi olan düşünceyi seçip onlara anlatmalıyız.

Örnek IELTS Academic Writing Task 1 Grafiği

Kendi sınavımdan örnek vereceğim, 2. bölüm olan uzun essay yazdığımız kısımda bana sorulan sorunun içerisindeki -hayati önem taşıyan- bir sıfatın anlamını bilmiyordum. Sırf bunu billmediğim için bambaşka açıdan soruya yaklaşmıştım ve farkındaydım. Bunu umursamadan, aslında sorulan soruyla alakasız bir düşünceyi uzun uzun anlattım ve birazdan bahsedeceğim teknikleri kullandım. Bana göre saçmalıyordum aslında farkındaydım ama üzerinde çok düşünmek istemedim. Sonuç olarak çok yüksek puan almadım fakat geçer puan almıştım.

Bahsettiğimz template/taslak tekniğinden önce writing modülü hakkında birkaç bilgi vermek istiyorum. IELTS Academic Writing modülü 2 bölümden oluşuyor. Birinci bölüm verilen bir grafik ya da chart üzerinde 150 kelimelik kısa bir makale yazmanızı istiyor. Önemli olan şu ki, bizden yorum yapmamızı İSTEMİYOR. Var olan grafikteki bilgileri yazılara dökmemizi istiyor. Artışları, azalışları, değişiklikleri söyleyip bunları betimlememiz, karşılaştırma yapmamız genel anlamda yeterli bu kısım için. Yazımızı süslemek için ‘decreasing’ yerine ‘rapidly decreasing’, ‘moderately decreasing’ gibi zarflar kullanabiliriz.

İlk cümlemiz aslında soruda da yazan, grafiğin konusunu içeren bir cümle olmalı. Bunu sorudaki cümleyi fakrlı kelimelerle anlatarak da yazabiliriz, kendimiz de benzer bir cümle oluşturabiliriz. Eğer yıllar verildiyse geçmiş zaman kullanmaya önem göstermeliyiz. Grafiğin ait olduğu zamanı anlayamıyorsak (belirtilmediyse) present tense kullanarak anlatmalıyız. Artış azalıştan bahsedemediğimiz grafik türlerinde ise benzerliklerden ve farklılıklardan (Contrast and compare) bahsedeceğiz.

Genel olarak yapacağımız şey gördüğümüz bilgileri yazıya dökmek. Yani bu grafiği görmeyen birisi bizim yazımızı okuyarak grafiği kafasından canlandırmalı diye düşünebiliriz. Eğer çok fazla sınıflandırma mevcut ise biz bunları gruplandıracağız. Örneğin her bir yaş sınıfı hakkında bilgi içeriyorsa grafik, biz 20den küçük, 20-25 yaş aralığı ve 25ten büyük yaş grubu olarak 3e ayırabiliriz. Bu sayede 150 kelimeyi çok fazla aşmadan yazımızı bitirebiliriz. Aksi durumda istenilen kelime sayısının çok üzerine çıkmak, en az bu kelime sayısına ulaşamamak kadar olumsuz bir durum. Bizlerden 150 kelimelik makale isteniyorsa 150 kelimelik makale yazmalıyız. Sorunun sonunda ‘at least 150 words’ olarak belirtildiyse, 150 kelimenin üzerine çıkılabilir, toleranslı davranılabilir fakat sadece 150 kelime yazmamız belirtildiyse 150 kelime yazmalıyız. Daha fazla yazarsak göz boyamayız. Bu aynı zamanda havacılık disiplinindeki yaklaşım için de hayati önem taşır ama buraya girmeyeceğim şimdilik 🙂

Yani aslında bir grafik için 1000 kelime de yazabiliriz, 150 kelime de. Bu durumda en genel bilgilerden başlayıp daha özel ve spesifik bilgilere doğru gideceğiz. Ama unutmamalıyız ki 150 kelime gerçekten çok az ve çok fazla bilgi içermeyecek bu paragraf.

Bir kaç küçük tavsiye vermek istiyorum bu bölüm ile ilgili:

“A grubu için, sayısal değerler 140 ile 160 arasında değişiyor” denilir. Tek tek değerler verilmez.

Sıralama veya karşılaştırma yapılabilir. En yüksek değer ve en düşük değerden bahsedilebilir. Line graph ise peak point’ten bahsedilebilir.  “Although, the lowest value is 30 pieces for A group, the highest value is 120 pieces which is followed by 95 and 70 pieces” Örnek bir cümle olabilir.

Bir diğer örnek kalıp şunu söyleyebiliriz. “… spending more than twise as much on hamburgers than on fish and chips or pizza.” hamburgerin, diğer iki gruba göre iki kat daha fazla tüketildiğinden bahsetmiş olduk.

Herhangi bir yıldaki tüketimi şöyle de betimleyebiliriz. “In 1970, fish and chips were twice as popular as burgers”

“Poland, among the four European countries listed, spent most heavily…..” Reading kısmında da üzerinden geçtiğimiz iki virgül arasında gereksiz bilginin kullanımı konusunda da kendimizi bu şekilde geliştirebiliriz. Gereksiz bilgi içeriyor olması, yazımızı süsleyecektir ve çok sık kullanılmadığı sürece olumsuz etki yaratmayacaktır.

İlk cümle olarak kullanabileceğimiz örnek kalıp. “The provided graph/diagram/table/figure/flow-chart demonstrates/represents/describes information on/the proportion of …….(konu)………”

Increasing durumu için kullanılabilecek kelimeler: rise/increase/go up
Decrease durumu için: fall/drop/reduce
Steadiness durumu için: unchanged/remain constant/remain stable

Rapid change durumunu betimelemek için: dramatically/significantly/rapidly/sharply
Ortalama Moderate change durumu için: moderately/gradually
Slight change durumu için: slightly/slowly
Aynı zamanda bunları adverb olarak değil, adjective olarak da kullanabiliriz. “Rapidly increasing” yerine “there is an rapid increase” gibi.

İnternetteki diğer örnekleri inceleyerek hoşunuza giden kalıpların içerisinden kendinize bir kaç favori cümle kalıbı, karşılaştırma kalıbı ya da betimleme kalıbı belirleyip bunları kullanmakta kendinizi geliştirebilirsiniz. Bir kaç tane komplike yapıdaki betimleyici cümle göz boyayacaktır ve skorunuza doğrudan etki edecektir.

Her iki writing modülü için de bağlaçlar hayati önem taşır. Özellikle task 2 için daha önemlidir. Kullanabileceğimiz bağlaçları belirlemeliyiz ve öğrenmeliyiz (Bilmiyor isek)

  • Besides
  • Furthermore
  • Moreover
  • In addition
  • However
  • Yet
  • But
  • Although

Bunlar benim favori bağlaçlarımdı. Tabiki arttırılabilir. İlk 4 bağlaç zıt durumlar için kullanılamazken, son dört bağlaç iki zıt durumu açıklayan cümleleri birbirine bağlamak için kullanılmalıdır. Benim dökümanlarım içerisinde bu konu ile alakalı kısmı sizinle paylaşmak istiyorum. Oldukça yararlı olacaktır muhakkak  göz gezdirmenizi tavsiye ederim. Buraya tıklayarak dökümanların fotoğraf dosyalarına erişebilirsiniz.

Gelelim Writing TASK 2 bölümüne. İlk bölüme göre daha kapsamlı, 250 kelimelik bir makale yazmamız isteniyor bizden ve bu makale Akademik Makale kurallarına göre yazılmalı (IELTS Academic sınavı için). Bu noktada internette çok sayıda tavsiye ve yöntem bulabilirsiniz. Açıkçası ben çok da bilgili değilim. Yazının başlarında da bahsettiğim taslak kullandım. Çok yüksek puanlar almadım. 7-8 gibi yüksek writing skorlarına ihtiyacımız var ise başka yöntemler de değerlendirilebilir.

Örnek bir writing Task 2 sorusunu buraya bırakalım önce.

WRITING TASK 2
You should spend about 40 minutes on this task.
Present a written argument or case to an educated reader with no specialist knowledge of the following topic.
When a country develops its technology, the traditional skills and ways of life die out. It is pointless to try and keep them alive.
To what extent do you agree or disagree with this opinion?
You should use your own ideas, knowledge and experience and support your arguments with examples and relevant evidence.
You should write at least 250 words.

Kendime neredeyse tüm soru tiplerinde kullanabileceğim genel bir kalıp oluştururken, internetten örnek makaleleri inceledim, arkadaşlarıma danıştım ve bazı ‘Süslü’ sayılabilecek kalıplar oluşturdum kendime. Siz de bu tarz bir kalıp oluşturarak sınavda kullanabilirsiniz.

Bu bölümde bizlere bir düşünce, bir karşılaştırma, iki zıt durum gibi herhangi bir konu verilecek. Bu sadece bir cümleden de oluşabilir, bir kaç cümle ile bir düşüncenin ifade edilmesi de olabilir. Genelde spesifik konu belirtilir ve konuyu spesifikleştiren 1-2 kelime kullanılır. Bu kelimelerin anlamlarını bilmiyor isek doğru konuyu da anlamamış oluruz. Bu durumda çok paniklemeye gerek yok, üzerinde biraz düşündükten sonra anlam çıakrtamıyorsak, o kelime yokmuş gibi okumalı ve cevap vermeliyiz bence.

Bu bölümün anahtarı diyebileceğim konuya gelirsek eğer, yazmadan önce bir ‘brain storm’ yaparak bir plan yapıyoruz sayfanın köşesinde. Konuyu anladık veya anladığımız kadarıyla birk onu benimsedik, şimdi bu konudan bahsetmemiz gerek ve nelerden bahsedeceğiz neye dokunacağız ana hatlarıyla bir plan yapıyoruz ve sonrasında bu planı takip edeceğiz. Tabii bu planı elimizdeki taslağa göre (eğer kullanıyorsak) yapmamız gerekiyor ki hızlıca yerlerine yerleştirebilelim. Daha iyi anlamanız için önce makalemizin yapısına değineceğim.

TASK 2 Makalesi 4 paragraftan oluşmalı.

  1. İlk paragraf, konu hakkında bilgi vermeli ayrıca 2. ve 3. paragraf hakkında bilgi içermeli.
  2. İkinci ve üçüncü paragraf ise bizim konu hakkındaki düşüncelerimizi dökeceğimiz bölüm.
  3. Dördüncü paragraf takdir edersiniz ki kapanış bölümü olacak. Sonuca bağlayacağız ve bir tavsiye yahut şahsi düşünce ile makaleyi bitireceğiz.

Birinci paragrafta temel olarak 2 şeyden muhakkak bahsetmeliyiz. İlk girişi, ‘Eskiden insanlar …… yaparken, günümüzde artık …. şeklinde hareket ediyorlar’ cümlesiyle yapabiliriz. Bu cümle içerisinde ‘used to’, ‘However’ bağlacı ve passive kullanarak giriş cümlemizi süsleyebiliriz. Söylediğimiz şey çok önemli değil. Aşağı yukarı konuyla alakalı olması yeterli. Yani bize verilen konu; ‘Soccer maçlarının 90 dakika olması çok yanlış. Bu çok uzun bir süre’ olduğunu varsaysak, bahsettiğim ilk cümlede ‘Eskiden insanlar soccer maçlarını bilet alıp sahada izlerken, bugün televizyon veya teknolojik aletlerden kolayca izleyebiliyorlar’ gibi bir cümle kullansak bile gayet yeterlidir şahsi fikrim. Hemen ardından ikinci ve üçüncü paragrafta bahsedeceğimiz iki zıt düşünceyi, bir bağlaç ile tek cümlede belirtip paragrafımızı sonlandırabiliriz. Bu son cümlemizde 5N1K yöntemini kullanırsak detaylandırmış ve süslemiş oluruz. (Kim? Ne? Neden? Nerede? Ne zaman? Nasıl? )

İkinci ve üçüncü paragrafta ise temel olarak düşüncelerimizden bahsedeceğiz. Konuya bağlı olarak agree-disagree, advantages-disadvantages, similarities-differences gibi konunun karşıt durumlarını ele alacağız. Konu ile alakalı 2 ya da 3 adet avantaj ve dezavantaj fikirleri belirleyip, ikinci paragrafta birinden üçüncü paragrafta diğerinden bahsedeceğiz.

Peki fikirlerimizden nasıl bahsetmeliyiz? Burada önemli olan şey şu, fikrin ardından fikrin açıklamasını, hemen ardından da örneklendirmesini yapacağız.

Dördüncü paragrafta daha önce de belirttiğimiz gibi kapanışı yapacağız. ‘Toparlamak gerekirse ….(konu)….. açısından (fikir 1), (fikir 2), (fikir 3) gibi avantajlar bulunurken, diğer yandan (fikir 4), (fikir 5) gibi dezavantajları da sıralamak mümkün.’ gibi bir cümle ile kapanışımızı yaptıktan sonra en sona tamamen kendi görüşümüzü, taraf tutarak, gerekirse tavsiye niteliğinde bir cümle bırakıp makaleyi sonlandırabiliriz.

Hatırladığım kadarıyla bir kaç kalıbı sizinle paylaşmak isterim. Bunlar ve benzeri kalıp cümleleri makalenizde kullanmanız daha süslü ve profesyonel bir izlenim aktaracaktır karşıya.

  • Several significant advantages
  • some people inclined to think that….
  • Another negative influence….
  • Major Advantage
  • To put in another way…..
  • There are many people who suggest that…..

Ayrıca Speaking modülünün 2. kısmı ile alakalı bir kaç döküman da paylaşmak isterim. Bazı makale türleri için örnek taslakları buraya tıklayarak inceleyebilirsiniz.

‘Brain storm’ kısmına tekrar dönersek, yazacağımız yazının içeriğini nasıl şekillendireceğimizi bildiğimiz için yazıyı yazmaya başlamadan iyi bir planlama işimizi oldukça kolaylaştıracaktır. Eğer ki taslak kullanıyorsak, bu plandaki bilgileri kolayca yerlerine yerleştirerek yazımızı hızlıca bitirebiliriz. Özellikle idea, explain ve example kısımlarını belirleyip planlamamız en önemli kısım.

Genel anlamda IELTS sınavı ile alakalı sizlere bahsedebileceğim konular böyleydi. Her bir modül için daha detaylı yazıları ayrı olarak belki ileride tekrar ele alabiliriz. Şimdilik IELTS çalışmalarınıza bu paylaştığım bilgileri de dahil etmenizi tavsiye eder, çalışmalarınıza katkıda bulunabildiğimi temenni edip sınav hazırlıklarınızda ve tüm süreçte sizlere başarılar dilerim.

Umuyorum ki, gönlüne asuman aşkı düşmüş siz değerli dostlarım ile bir gün göklerde bir araya geliriz. 

Kanatlarınız daima açık, hayalleriniz yükseklerde olsun.

Saygılar, sevgiler,

-Müstakbel- Kaptan

mustakbelkaptan@gmail.com

Kullanabileceğimiz dökümanlar ve yardımcı kaynaklar nelerdir?

Engoo/Cambly

https://tr.engoo.com

http://www.cambly.com (CRM Mülakatı hazırlığı için dlr.cambly.com sayfası ziyaret edilebilir. Havacılık ve CRM ile ilgisi olan hoalara yönlendirecektir)

Busuu

https://www.busuu.com/tr

Busuu’ya internet sitesinden ulaşabilir ve kullanabilirsiniz. Ayrıca tabletinize ve telefonunuza indirebilmeniz için uygulaması da mevcuttur. Çalışmalar online gerçekleşir ve hesabınızla giriş yaptığınız her yer ile senkronizedir.

VoScreen

Uygulamadır. Yabancı filmlerin ve dizilerin kesitlerini size izletip, ilgili bölümdeki konuşmalar ile alakalı soru sorar. Akıcı bir listening geliştirme yöntemi.

YouTube kanalları

YouTube üzerinde podcast yayın yapan havacılık mentörlerini takip ederek hem İngilizcenizi, hem havacılık İngilizcenizi, hem havacılık teknik bilginizi geliştirirken, havacılık dünyasındaki gelişmelerdende uluslararası anlamda haberdar olabilirsiniz.

Benim tavsiye edeceklerim:

    • Mentour Pilot (İyi seviyede İngilizce grammer bilgisine sahip)
    • Captain Joe
    • Pilot Amireh
    • Dutch Pilot Girl
Cambridge University IELTS Sample Tests

En önemli ve değerli kaynak diyebiliriz. IELTS sınavına hazırlığınızda mutlaka ihtiyacınız olacak ve çok yararını göreceğiniz bu arşiv, IELTS sınav sisteminin sahibi tarafından yayımlanmış örnek IELTS sınavlarını içerir. Buradan indirebilirsiniz. (1 GB)

Diğer Döküman Linkleri

Speaking Modülü için dökümanlar 

Writing Modülü için dökümanlar (TASK 1)

Writing Modülü için dökümanlar (TASK 2)

Reading ve Listening modülleri için boş cevap kağıtları (Answer Sheets)

Tüm Dökümanlar (Sample Testler dahil) (1,02 GB)


1 yorum

Kaan · 19 Eylül 2018 1:36 am tarihinde

Merakla bekliyoruz hocam 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir